Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar yemyeşil çayırları, kocaman ağaçları ve cıvıl cıvıl kuşlarıyla küçük, şirin bir kasaba varmış. Bu kasabada, Eymen adında neşe dolu, meraklı ve cesur bir çocuk yaşarmış.
Eymen, yeni şeyler öğrenmeye bayılırmış ama içten içe en büyük hayali, tıpkı abisi Arda gibi bisiklet sürmekmiş.
Bir gün Eymen, bahçede otururken abisinin hızla bisiklet sürdüğünü görmüş. Arda, rüzgâr gibi esiyor, kah gülüyor kah hopluyor, adeta kuş gibi süzülüyormuş. Eymen’in içi içine sığmamış. “Ben de sürmek istiyorum!” diye heyecanla annesine seslenmiş.
Annesi gülümseyerek Eymen’in başını okşamış. “Tabii ki öğreneceksin, tatlım,” demiş. “Ama sabırlı olmalısın. Bisiklet sürmek, önce dengeyi bulmayı, sonra pedallara güvenmeyi öğrenmektir.”
Eymen hemen bahçedeki küçük, kırmızı bisikletine atlamış. Ayaklarını pedallara koymuş, ama tam hareket etmeye çalışırken bisiklet sağa yatmış. “Hop!” diye bir ses çıkarmış Eymen ve yere düşüvermiş.
Canı pek acımamış ama içinden bir ses, “Bu iş zor!” diye fısıldamış. Abisi Arda yanına gelip elini uzatmış. “Düşmek sorun değil, Eymen. Her bisikletçi önce düşer, sonra öğrenir,” demiş.
Eymen azıcık düşündükten sonra tekrar denemeye karar vermiş. Abisi, onun seleye oturmasına yardım etmiş, arkasından tutmuş ve “Hazır mısın?” diye sormuş.
Eymen gözlerini kocaman açmış. “Hazırım!” diye bağırmış.
Arda, bisikleti yavaşça itmiş. Eymen, “Pedalları çevir, çevir!” diye kendi kendine tekerleme söyleyerek pedalları döndürmeye çalışmış. Ama birden dengesini kaybetmiş ve yine yere düşmüş.
Bu sefer biraz canı acımış. Burnunu çekmiş, gözleri yaşarmış. “Ben yapamayacağım galiba,” demiş kısık sesle.
O sırada bahçedeki ağaçtan küçük, sarı tüylü bir kuş cıvıldayarak konmuş Eymen’in yanına. “Cik cik! Küçük dostum, bak bana! Uçmayı ilk denediğimde düşe düşe öğrendim. Şimdi havada süzülüyorum!” demiş.

Eymen gözlerini parlatmış. “Gerçekten mi?”
Kuş kanatlarını çırpmış. “Elbette! Küçük adımlarla büyük başarılara ulaşılır.”
Eymen, kuşun bu sözlerinden cesaret almış. “Bir daha deneyeceğim!” diye atılmış.
Bu kez babası da gelmiş ve ona küçük bir sır vermiş. “Bisiklet sürerken ileriye bakmalısın, yere değil. Dengeyi sağlamak için kollarını çok sıkı tutma. Ve en önemlisi, düşmekten korkma.”
Eymen büyük bir nefes almış, pedallara tekrar basmış. Abisi bisikleti tutmuş, babası cesaret vermiş, annesi tezahürat yapmış, kuş ise cıvıl cıvıl şarkılar söylemiş.
Bu sefer Eymen biraz daha dengeli gitmiş. “Hop hop hop!” diye neşeli bir tekerleme mırıldanmış. Pedalları çevirdikçe rüzgâr saçlarını okşamış. Sonra abisi fark ettirmeden bisikleti bırakmış.
Eymen bir anda yalnız sürmeye başladığını anlamamış bile! “Ben sürüyorum! Sürüyorum!” diye sevinçle bağırmış.
O an, sanki zaman durmuş. Kuşlar alkış gibi kanat çırpmış, ağaçlar şarkı söyler gibi hışırdamış, güneş bile daha parlak gülümsemiş.
Sonunda Eymen durmuş, bisikletini kenara koymuş ve kollarını havaya kaldırarak, “Başardım!” diye haykırmış.
Abisi, annesi ve babası onu gururla kucaklamış. Küçük sarı kuş ise mutlu bir şekilde başının üzerinde dönerek uçmuş. “Cik cik! Küçük dostum, artık sen de rüzgâr gibi özgürsün!”
O günden sonra Eymen her gün biraz daha iyi sürmüş, biraz daha hızlı gitmiş. Düşmekten hiç korkmamış. Çünkü her düştüğünde, ayağa kalkmanın ne kadar büyük bir başarı olduğunu anlamış.
Ve işte o gün, Eymen bisiklet sürmeyi öğrenmiş, ama aslında daha büyük bir şey öğrenmiş: Asla pes etmemeyi!
Ve Eymen Bisiklet Sürmeyi Öğreniyor Masalı, tatlı bir melodi gibi rüzgâra karışmış, yıldızların ışığında parlamış, en güzel uykulara eşlik etmiş.
Eymen Bisiklet Sürmeyi Öğreniyor Masalına benzeyen uyku masalları okumak için bağlantıya tıklayabilirsiniz.
İnstagram adresimizi takip ederek, sesli masallarımızı dinleyebilirsiniz.