Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, gökyüzüne bakmadan uyuyamayan küçük bir çocuk varmış. Adı Arda’ymış. Arda, her gece başını yastığa koymadan önce pencereye koşar, yıldızlara bakar, ayın nerede olduğuna göz gezdirir, bazen de sabaha kadar güneşin uyanmasını hayal edermiş.
Gökyüzü, onun en yakın arkadaşıymış sanki. Geceleri yıldızlarla konuşur, gündüzleri bulutlara mektup yazarmış. Elinde bir defteri varmış, kırmızı kaplı, köşesi biraz kıvrılmış bir defter. O deftere gökyüzünde gördüğü her şeyi yazarmış: “Bu gece ayın kenarı biraz incelmiş. Dünkü gibi değil.” ya da “En parlak yıldız, sağdaki değil artık, soldaki.”
Arda’nın en büyük hobisi işte buymuş: Gökyüzünü izlemek ve gördüklerini not etmek.
Bir gün, tam pencerenin önüne oturmuş yıldızları sayarken bir şey fark etmiş. Ay, her dört günde bir aynı yere geliyormuş. Ve yıldızların bazıları, her hafta aynı gecelerde farklı renkte parlıyormuş. Önce bunu rüzgârdan sanmış. Ama rüzgâr yıldızları oynatmaz ki, diye düşünmüş.

Sonra fark etmiş ki bu gariplikler düzenli olarak tekrarlanıyormuş. Bazen ay küçülüyor, sonra yeniden büyüyormuş. Bir yıldız, üç gece üst üste maviye yakın parlıyormuş. Sonra bir gece hiç görünmüyormuş.
Arda defterine kocaman bir başlık atmış:
“UZAYDA NELER OLUYOR?”
Altına da gün gün, gece gece, tek tek yazmış:
- “Çarşamba gecesi: Mavi yıldız yok.”
- “Pazar gecesi: Ay sol alt köşede.”
- “Bugün yıldız titremedi.”
Günler geçmiş, haftalar geçmiş. Arda’nın defteri dolmuş, taşmış. Sayfaların arasında renkli kalemlerle çizilmiş yıldız şekilleri, ayın duruşları, küçük oklar, parlayan noktalar varmış.
Bir akşam babası Arda’yı odasında pencereye dalmış görünce yanına oturmuş.
— Yine gökyüzünü mü izliyorsun oğlum? demiş gülümseyerek.
— Baba, baksana şu mavi yıldız her pazartesi yok oluyor! Hem ay da sanki, sanki bir şeyler anlatmaya çalışıyor!
Arda defterini babasına vermiş. Babası sayfaları dikkatlice incelemiş. Sonra gözleri büyümüş.
— Arda, sen çok düzenli şeyler gözlemlemişsin. Bu çok kıymetli bir çalışma!
Birkaç gün sonra babası, Arda’nın tüm notlarını güzelce bilgisayara geçirmiş. Sayıları, tarihleri, gözlemleri sıralamış. Yanına birkaç fotoğraf da eklemiş. Sonra da bu dosyayı bir e-posta ile göndermiş. Hem de taa Amerika’daki NASA’ya!
Arda, önce pek bir şey anlamamış.
— NASA mı? Orası gökyüzünü seven çocukların gidebileceği bir yer mi?
Babasının gözleri ışıldamış.
— Belki bir gün, sen de orada olursun, kim bilir?
İki hafta sonra, Arda’ya posta kutusundan kalın bir zarf gelmiş. Üzerinde kocaman harflerle yazıyormuş:
NASA – Amerika Uzay Ajansı
Zarfın içinden bir mektup çıkmış. Parlak bir kağıda yazılmış, altı da altın rengiyle imzalanmış. Mektupta şöyle yazıyormuş:
“Sevgili Arda, Gökyüzüne olan sevgin ve dikkatli gözlemlerin sayesinde yeni bir yıldız hareketini fark ettik. Bu bizim için çok büyük bir keşif. Seni tebrik ediyoruz! NASA’da özel bir eğitim programına davetlisin. Seni tanımak için sabırsızlanıyoruz.”
Arda şaşkınlıkla babasına bakmış. Kalbi heyecandan pıt pıt atıyormuş.
— Gerçekten mi? Ben NASA’ya mı gideceğim?
— Evet oğlum, gerçekten. Senin keşfin artık tüm dünyada biliniyor.
O günden sonra Arda, gökyüzüne sadece pencereden değil, büyük teleskoplardan da bakmış. NASA’ya gitmiş, orada özel eğitimler almış. Aylar geçmiş, yıllar geçmiş. Arda büyümüş. Ama gökyüzüne olan sevgisi hiç küçülmemiş.
Artık o, NASA’nın en başarılı mühendislerinden biriymiş. Yeni yıldızlar keşfeder, uzay araçları tasarlar, hatta çocuklara özel eğitimler verirmiş.
Bir gün, Arda kendi hikayesini anlatan bir kitap yazmış. Kitabın adı şuymuş:
“Uzayda Neler Oluyor?”
Kitabın içinde şu cümle yazılıymış:
“Bazen büyük keşifler, küçük pencerelerin ardında başlar. Bir defter, bir kalem ve merak dolu bir kalple uzaya bile ulaşabilirsin.”
Ve gökyüzü, o gece daha da parlak parlamış. Ay gülümsemiş, yıldızlar göz kırpmış.
Çünkü Uzayda Neler Oluyor Masalı, artık gökyüzünün en güzel masallarından biri olmuş.
Uzayda Neler Oluyor Masalına benzeyen çocuk masalları okumak için bağlantıya tıklayabilirsiniz.
En yeni sesli masallarımızı dinlemek için instagram sayfamızı takip edebilirsiniz.