Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, küçük bir kasabanın kenarında, sarı boyalı bir ilkokul varmış. Bu okulun adı Gökkuşağı İlkokulu’ymuş.
Gökkuşağı İlkokulu’nun pencereleri çiçekli perdelerle süslenmiş, bahçesinde güller ve papatyalar açarmış. Sabahları kuş sesleriyle uyanan okul, çocukların neşesiyle dolup taşarmış.
Bu okulda 1-B sınıfı varmış. Sınıfın kapısında, büyük harflerle yazılmış “Gülümse, çünkü bu sınıfta mutluluk var!” yazısı dururmuş. İçeride minik sıralar, renkli kalemlikler ve duvarlarda çocukların yaptığı resimler yer alırmış.
1-B sınıfında Elif, Can, Zeynep ve Ali adında dört yakın arkadaş varmış. Onlar her gün birlikte oyun oynar, birlikte öğrenir ve birlikte gülermiş.
Bir sabah öğretmenleri Ayşe Hanım sınıfa gülümseyerek girmiş. Elinde renkli bir dosya, yüzünde heyecanlı bir ifade varmış.
“Çocuklar,” demiş, “bu yılki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için harika bir gösteri hazırlayacağız. Hazır mısınız?”
Sınıf bir anda alkışlarla dolmuş. Herkes heyecanlanmış. Bazıları hemen şarkı söylemek istemiş, bazıları şiir okumak, bazıları da dans etmek.
Ayşe öğretmen elindeki dosyayı açmış, çocuklara görevler dağıtmış.
“Elif, sen şiir okuyacaksın. Can, sen zeybek oynayacaksın. Zeynep, sen şarkı söyleyeceksin. Ali, sen de anlatıcı olacaksın,” demiş.
Çocuklar sevinçle yerlerinden fırlamış. Her biri kendi görevini hayal etmiş. Elif aynanın karşısına geçip şiirini ezberlemeye başlamış. Can her sabah bahçede zeybek figürleri çalışmış. Zeynep melodiyi doğru söyleyebilmek için notalara çalışmış. Ali ise anlatacağı sözleri defalarca yazıp tekrar etmiş.
Gösteri gününe bir hafta kalmışken, okulun bahçesi bir şenlik yerine dönmüş. Renkli balonlar ağaçlara bağlanmış, bayraklar iplerle dizilmiş, sahne kurulmuş.
Ama işler her zaman yolunda gitmezmiş.
Gösteriye üç gün kala, Elif hastalanmış. Ateşi çıkmış, sesi kısılmış. Okula gelememiş.
Öğretmen Ayşe Hanım çok üzülmüş. Çocuklar da bir süre sessiz kalmış. Ama sonra Can elini kaldırmış.
“Öğretmenim,” demiş, “isterseniz Elif’in şiirini ben ezberleyip okuyabilirim.”
Zeynep hemen eklemiş, “Ya da sırayla okuyabiliriz. Elif yine de bizim yanımızda olur.”
Ayşe öğretmenin gözleri dolmuş.
“Ne kadar düşüncelisiniz çocuklar,” demiş. “Bunu birlikte başarabiliriz.”
O gün sınıfın havası değişmiş. Herkes daha çok çalışmış. Elif evinden videolar göndermiş, arkadaşlarına destek olmuş.
Gösteri günü geldiğinde, güneş gökyüzünde pırıl pırıl parlıyormuş. Okulun bahçesi çocuklarla, öğretmenlerle ve velilerle dolup taşmış.
Sahnenin arkasında çocukların kalpleri pıt pıt atıyormuş. Ayşe öğretmen hepsine sarılmış, “Nefes alın, gülümseyin ve eğlenin,” demiş.
İlk olarak Ali sahneye çıkmış. Mikrofonu eline alıp anlatmaya başlamış:

“Bir zamanlar bu topraklarda çocuklar hep gülsün, özgürce oynasın diye hayal kuran bir lider varmış…”
Sonra sırayla diğer çocuklar sahneye çıkmış. Can zeybek oynamış, yere sağlam basmış, ellerini dimdik açmış. Seyirciler hayran kalmış. Zeynep şarkısını söylemiş. Sesi rüzgâr gibi yayılmış bahçeye.
Ve sıra Elif’in şiirine gelmiş.
Bu kez mikrofonun başında Elif yokmuş ama onun sesi hoparlörlerden duyulmuş. Evinde kaydedilen video sahnede gösterilmiş. Elif’in sesi biraz çatallıymış ama her kelimesinde sevgi varmış.
Seyirciler alkışlamış. Bazı annelerin gözleri dolmuş.
Gösteri sonunda tüm sınıf sahneye çıkmış, ellerini tutuşmuş ve birlikte bağırmışlar:
“Yaşasın 23 Nisan! Yaşasın çocuk bayramı!”
Gökyüzüne onlarca balon bırakılmış. Her balon, bir dileği taşıyormuş.
Kimi “Mutlu olayım” demiş, kimi “Annem hep yanımda olsun.” Kimi “Daha çok oyun oynayayım,” diye fısıldamış.
Ayşe öğretmen, çocuklara sarılmış.
“Biliyor musunuz?” demiş, “Bu sadece bir gösteri değildi. Bu, birlikte başarmanın, arkadaş olmanın, pes etmemenin kutlamasıydı.”
Çocuklar gülümsemiş. Elif uzaktan el sallamış, diğerleri ona kalpler yapmış.
Gökkuşağı İlkokulu’nun bahçesinde, o gün renkler biraz daha parlak, rüzgâr biraz daha yumuşak esmiş.
Çünkü çocuklar sadece gösteri yapmamış. Kalpleriyle sevgi saçmış.
Ve o akşam, herkes yorgun ama mutlu evine dönmüş. Bazıları hemen uyuyakalmış, bazılarıysa yastığa başını koyduğunda hâlâ sahnedeki alkışları duymuş.
Gökkuşağı İlkokulu’nun pencerelerinde perdeler usulca sallanmış. Duvarlardaki resimler o günü hatırlamış.
Ve 23 Nisan Hazırlığı Masalının sonunda, rüzgar okulun bahçesinde fısıldamış: “Ne güzel şeydir çocuk olmak. Ne güzel şeydir umutla gülmek.”
23 Nisan Hazırlığı Masalına benzeyen çocuk masalları okumak için bağlantıya tıklayabilirsiniz. En güzel sesli masalları ilk siz dinlemek isterseniz youtube kanalımıza abone olup, bildirimleri açabilirsiniz.
