Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, küçük ama neşeyle dolu bir kasabada, Elif adında meraklı bir çocuk yaşarmış. Her sabah annesiyle el ele tutuşup okula yürür, kaldırım taşlarının arasındaki minik çiçeklere bakarak gülümsermiş.
Bazen sessizce gökyüzüne bakar, bazen de annesine o gün neler olacağını sorarmış. O sabah da içi kıpır kıpırmış, çünkü öğretmenleri onlara yeni bir konudan bahsedecekmiş.
Sınıfta herkes yerini almış, öğretmen tahtaya kocaman iki kelime yazmış: Çekirdek Aile ve Geniş Aile. Elif kalemini sıkıca tutmuş, dikkatle dinlemeye başlamış.
Öğretmen, çekirdek ailenin anne, baba ve çocuklardan oluştuğunu, geniş ailenin ise içinde büyükanne ya da büyükbaba gibi başka aile bireylerinin de yaşadığı evler olduğunu anlatmış.
Elif duyduklarını kafasında canlandırmış ve kendi ailesini düşünmüş. “Biz annemle ve babamla yaşıyoruz,” diye geçirmiş içinden, “Demek ki biz çekirdek aileyiz.”
O gün okuldan çıkarken güneş hâlâ gökyüzünde gülümsüyormuş. Elif annesinin yanına koşmuş, çantasını sırtına geçirirken öğrendiklerini heyecanla anlatmaya başlamış. Çekirdek ve geniş aile arasındaki farkları sıralamış, bazen kendinden emin, bazen de kafası karışık bir şekilde konuşmuş.
Annesi onu sabırla dinlemiş, ara sıra gülümsemiş ama hiçbir şey söylememiş. Eve vardıklarında Elif’in kafasında hâlâ tek bir düşünce dönüyormuş: “Biz üç kişiyiz, o zaman çekirdek aileyiz.”
Kapıdan girer girmez mutfaktan mis gibi tarçın kokusu yayılmış. Elif çantasını bırakıp koşarak mutfağa geçmiş ve anneannesini sobanın başında kurabiye tepsisini tutarken bulmuş. Elif’e dönerek “Hoş geldin kuzum,” demiş.
Elif gülerek ona sarılmış ama içindeki o küçük sorunun cevabı hâlâ yerli yerindeymiş.
Elif salona geçip camdan dışarı bakarken bir yandan da kafasındaki düşüncelerle baş başa kalmış. “Anneannem her sabah bizimle kahvaltı ediyor. Akşam yemeklerinde masada hep dört kişiyiz. Hep yanımda,” diye mırıldanmış usulca.

O an bir şey fark etmiş gibi gözleri kocaman açılmış, ardından yüzünde tatlı bir gülümseme belirmiş.
Koşarak annesinin yanına gitmiş ve kocaman bir merakla sormuş: “Anne! Biz gerçekten çekirdek aile miyiz?”
Annesi şaşkınlıkla ona bakmış ama gülümsemeyi unutmamış.
Elif konuşmaya devam etmiş: “Bugün okulda öğrendik. Eğer büyükanne ya da büyükbaba da evde yaşıyorsa, ona geniş aile deniyormuş. Ama biz üç kişiyiz demiştim ben. Meğer biz dört kişiyiz!”
Annesi onun bu fark edişine sevgiyle bakmış ve sadece “Evet tatlım, biz aynı çatının altında sevgiyi paylaştığımız için geniş bir aileyiz.”
O akşam sofraya dört tabak konmuş. Elif, masadaki herkesin bir yandan gülümsediğini, bir yandan sohbet ettiğini fark etmiş. Kurabiyeler bitmiş, çaylar içilmiş, Elif en sevdiği masalı dinlemek için anneannesinin yanına kıvrılmış. Battaniyenin altına birlikte girmişler, sobanın çıtırtıları eşliğinde masalını dinlemiş.
Elif’in gözleri yavaş yavaş kapanırken içinde tarif edemediği bir sıcaklık hissediyormuş. O an, ailesinin sadece odaları paylaşan insanlar değil, kalpleri birbirine bağlı bir sevgi halkası olduğunu anlamış. “Aile,” diye düşünmüş, “birlikte yaşamak değil sadece. Kalbinde yer açmakmış sevdiklerine.”
Ve Geniş Aile Masalının sonunda, Elif sevgiyi en derininden hissettiği evinde, anneannesinin yumuşacık dizlerine başını koyarak huzurla uykuya dalmış.
Geniş Aile Masalına benzeyen çocuk masalları okumak için bağlantıya tıklayabilir, masallarımızı sesli olarak dinlemek için instagram sayfamızı takip edebilirsiniz.
