Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, küçük bir okulda Elif adında neşeli, oyunları çok seven bir çocuk varmış. Elif’in en yakın arkadaşı ise Berk’miş. Berk sessiz, ciddi ama bazen biraz inatçıymış. Kafasına bir şey koydu mu, kolay kolay fikrini değiştirmezmiş.
Bir gün teneffüste Elif, “Haydi saklambaç oynayalım!” demiş gülerek. Berk başını iki yana sallayıp, “Ben sadece futbol oynamak istiyorum,” demiş. Elif bir an duraksamış ama yine de gülümseyip onunla top oynamayı kabul etmiş. Çünkü Berk’le vakit geçirmek ona her zaman keyif verirmiş.
Ertesi gün Elif, yanına ipini alıp gelmiş. “Bugün de ip atlayalım mı?” diye sormuş umutla. Ama Berk yine aynı cevabı vermiş: “Ben ip sevmem, yine futbol oynayalım.” Elif içinden “Yine mi futbol?” diye geçirmiş ama sesini çıkarmamış. Berk ne isterse hep onu yapıyorlarmış.
Zamanla Elif, oyunlardan eskisi kadar zevk almamaya başlamış. Hep aynı şeyleri yapmak sıkıcı geliyormuş. Teneffüslerde bazen kenarda tek başına oturmayı tercih ediyormuş. Berk ise bunu fark etmiyor, hâlâ her gün topuyla gelip, “Haydi oynayalım,” diyormuş.
Bir gün öğretmenleri onları bahçede otururken görmüş. Elif yere bakıyor, Berk elinde topla ayakta bekliyormuş. Öğretmen yanlarına yaklaşmış. “Bir sorun mu var çocuklar?” diye sormuş. Elif biraz çekinerek, “Hep onun istediği oyunları oynuyoruz,” demiş. Berk hemen araya girmiş, “Ama ben top oynamayı seviyorum!”
Öğretmen gülümsemiş. “Peki Elif neyi seviyor? Hiç sordun mu Berk?” diye sormuş. Berk cevap verememiş. Elif’in neyi sevdiğini bir an bile düşünmemişti.
O gün sınıfa döndüklerinde öğretmen küçük bir etkinlik yapmış. Herkese, en sevdikleri oyunu bir kağıda yazmalarını istemiş. Sonra herkes sırayla okumuş. Elif “ip atlamak” demiş. Başka biri “sek sek,” bir diğeri “bahçede kitap okumak.” Berk en sona kalmış. Elinde topunu tutarak “Ben futbol oynamayı seviyorum,” demiş ama sesi bu kez daha yumuşakmış.
Dersin sonunda öğretmen, “Arkadaşlık, sırayla paylaşmaktır,” demiş. “Bazen senin istediğin olur, bazen arkadaşının. En güzeli birlikte eğlenebilmek.”
Ertesi gün Berk, ilk kez topunu getirmemiş. Elif’in yanına gelip, “Bugün ip atlamak ister misin?” diye sormuş. Elif gözlerini açmış, gülümseyerek başını sallamış. Birlikte ip sallamaya başlamışlar. Elif zıplamış, Berk saymış. Gülüşleri bahçeye yayılmış.

O günden sonra oyunlar sırayla seçilmiş. Bazen futbol, bazen ip, bazen de yeni oyunlar. Ama en önemlisi, artık birlikte karar veriyorlarmış.
Ve İnatçı Arkadaş Masalının sonunda Elif’in kalbi hafifçe ısınmış. Çünkü gerçek arkadaşlık, yalnızca birlikte oynamak değil; birbirini anlamaya çalışmakmış.
İnatçı Arkadaş Masalına benzeyen çocuk masalları okumak için bağlantıya tıklayabilir, bugün yayımladığımız sesli masalı dinlemek için instagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
