Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar yemyeşil ağaçlarla dolu, kuş seslerinin hiç eksik olmadığı huzurlu bir orman varmış. Bu ormanda hayvanlar mutlu mesut yaşarmış. Sabahları kuşlar uyanır uyanmaz öter, sincaplar daldan dala atlar, arılar çiçekten çiçeğe konar, her şey olması gerektiği gibi akıp gidermiş.
Bu ormanda, yavaşlığıyla tanınan sevimli bir kaplumbağa yaşarmış. Adı Tospik’miş. Tospik her zaman sakindi. Kimseyi üzmez, işleri aceleye getirmez, ama başladığı her işi mutlaka tamamlarmış.
Tospik’in en yakın komşusuysa, zıplayarak ormanda dolaşmayı seven, neşeli ve enerjik bir tavşancıkmış. Onun adı da Minik’miş. Minik çok hızlıymış. Koşarken rüzgar gibi esermiş. Bir ağacın dibinden fırlayıp bir anda çalılığın ardında beliriverirmiş. Tüm orman onun ne kadar hızlı olduğunu bilirmiş.
Bir gün, sabah güneşi ormanın üzerine yayılırken, Tospik ve Minik çiçekli bir düzlükte buluşmuşlar. Minik, çimenlere uzanmış, havuç kemiriyormuş. Tospik ise yavaş yavaş ilerleyip ona selam vermiş.
“Günaydın Minik,” demiş Tospik, yavaş ama neşeli sesiyle.
“Günaydın Tospik!” demiş Minik kıpır kıpır. “Bugün hava ne güzel, değil mi?”
Tospik başını sallamış. “Çok güzel. Güneş tam kararında. Ağaçların gölgesi serin. Yürüyüş yapmak için harika bir gün.”
Minik gülerek ayağa fırlamış. “Yürümek mi? Tospik, sen hep yürürsün. Hadi gel, bir yarış yapalım!”
Tospik şaşırmış. “Benimle mi?”
“Elbette seninle!” demiş Minik. “Hem belki bir mucize olur da beni geçersin!” deyip kıkırdamış.
Tospik, Minik’in gülmesine aldırmamış. Gözlerini hafifçe kısmış, gülümsemiş. “Peki,” demiş. “Ama unutma, bu bir oyun olacak. Kim kazanırsa kazansın, birlikte eğlenelim.”
Minik hızla başını sallamış. “Tamam! Hemen arkadaşlara haber verelim!”
Ormanın her köşesine haber uçmuş. Kuşlar ötmüş, sincaplar fısıldamış, karıncalar bile kulaktan kulağa yaymış. “Tospik ile Minik yarış yapacak!”
Öğle güneşi tepede parladığında, tüm orman hayvanları açıklık alandaki büyük meşe ağacının etrafında toplanmış. Yarışın başlangıç çizgisi ağaç köklerinin arasına çizilmiş. Bitiş çizgisi ise az ilerideki çiçekli tepenin başındaymış.
Kurbağa Vrak, hakem olmuş. “Hazır mısınız?” demiş tok bir sesle.
Minik, zıplaya zıplaya heyecanla “Hazırım!” demiş.
Tospik ise ağır adımlarla çizgiye yürümüş. “Ben de hazırım,” demiş sessizce ama kararlılıkla.
Vrak, elindeki yaprağı havaya kaldırmış ve “3, 2, 1, başla!” demiş.
Minik bir ok gibi fırlamış. Çalıların üzerinden atlamış, taşların etrafından dönmüş, rüzgarı arkasına almış gibi ilerliyormuş. Seyirciler “Vay canına!” demiş. “Minik gerçekten çok hızlı!”
Tospik ise ağır ağır yürüyormuş. Başını öne eğmiş, gözlerini yola dikmiş. Ayağını sağlam bastığı her adımda, aklından tek bir cümle geçiyormuş: “Bitireceğim bu yarışı.”
Minik birkaç dakika içinde yarışı neredeyse bitirmiş. Fakat tepenin başına vardığında dönüp arkaya bakmış. Tospik henüz yolun yarısındaymış.
“E bu kadar da kolay olmamalı,” demiş Minik kendi kendine. “Biraz gölgede dinleneyim, sonra yürürüm kalan yolu.”
Altında büyük dalları olan bir ağacın gölgesine uzanıvermiş. Rüzgâr serin serin esiyormuş. Yapraklar tatlı tatlı hışırdamış. Minik gözlerini kapatmış. “Sadece beş dakika,” demiş.
Ama gözlerini açtığında gökyüzü turuncuya dönmüş. Güneş batmaya yakınmış. Minik panikle fırlamış. “Tospik!”
Koşarak tepeye çıkmış ama olan olmuş. Tospik ağır ama hiç durmadan yürümüş ve tepeye varmış bile. Hayvanlar alkışlıyor, kuşlar ötüyor, sincaplar çığlık atıyormuş. Tospik yarışı kazanmış!
Minik nefes nefese durmuş. Bir yandan utanıyor, bir yandan da şaşırıyormuş. Gözleri dolmuş ama hemen ardından gülümsemiş. Tospik’e koşarak sarılmış.

“Tebrik ederim Tospik,” demiş içtenlikle. “Sen gerçekten harikasın.”
Tospik yavaşça gülümsemiş. “Hızlı olmak güzel ama bazen kararlı olmak daha önemli. Yolda dinlenmek de güzel, ama yolun sonunu görmek daha güzel.”
Hayvanlar hep birlikte alkışlamış. Yarışın sonunda herkes Tospik’i kutlamış. Ama daha da önemlisi, herkes o gün bir şey öğrenmiş:
Sabırla yürüyen biri, bazen koşandan daha çok yol alabilirmiş.
Kuşlar bu olayı şarkı yapmış, sincaplar minik tiyatro oyunu hazırlamış, kirpiler Tospik’in sabrını anlatan küçük hikâyeler yazmış. Ormanda yeni bir söz yayılmış:
“En önemlisi vazgeçmemekmiş.”
Ve o günden sonra Minik, her yarışa başlamadan önce önce gökyüzüne, sonra arkadaşlarına bakar, derin bir nefes alırmış.
Tospik ise her zamanki gibi ağır ağır yürürmüş, ama içi artık daha da huzurluymuş. Çünkü sadece bir yarışı değil, kalpleri de kazanmış.
Güneş yavaş yavaş ağaçların arkasına saklanırken, orman tatlı bir sessizliğe bürünmüş. Kuşlar dallarda uykuya dalmış, rüzgar yaprakları okşamış. Ve o gün, sabırla yürüyen bir kaplumbağa ormanın kalbine dokunmuş…
Ve Tavşan ile Kaplumbağa Masalı da burada, sabrın gölgesinde, tatlı bir huzurla sona ermiş. Tavşan ile Kaplumbağa Masalına benzeyen hayvan masalları okumak için bağlantıya tıklayabilirsiniz.
Selen ve Atakan Özyurt’un oğluşları Aren Ata’ya özel olarak yazdığımız Mutlu Aile Masalını okumak için instagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
